ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının başladığı 28 Şubat tarihinden itibaren, yalnızca on gün geçmesine rağmen, nakliye süreçlerinde yaşanan aksamalar ve arz kaygıları, petrol, doğalgaz, alüminyum ve tarım ürünlerinin fiyatlarını önemli ölçüde artırdı. Söz konusu saldırılar sonrasında İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması, dünya genelinde enerji ihtiyacı açısından kritik bir noktada bulunan bu boğazdaki gönderimlerin aksamasına neden oldu. Bu durum, petrol fiyatlarının yükselmesine yol açan arz kaygılarını da beraberinde getirdi.
Dünya genelinde petrol fiyatlarının artış göstermesi, maliyet kaynaklı enflasyon baskılarının daha da güçlenebileceği endişelerini doğurdu. Bu da merkez bankalarının para politikalarını gözden geçirmesinde dikkatli adımlar atma beklentilerini artırdı.

Saldırıların 10. gününde olmasına rağmen, tedarikçilerin hasar gören tesisler, artan lojistik sorunlar ve nakliye riskleriyle mücadele etmekte zorlandıkları gözlemleniyor. Bu nedenle dünya genelinde tüketiciler ve işletmeler, haftalarca hatta aylarca sürebilecek yüksek yakıt maliyetleri ile karşılaşma riski taşımakta.
Basra'nın güneybatısındaki Bercisiye petrol bölgesinin iki insansız hava aracı (İHA) ile hedef alındığı ve burada faaliyet gösteren uluslararası bir firmanın depolarında hasar meydana geldiği belirtildi. Ancak, petrol üretim tesislerinin etkilenmediği ifade edildi.
Irak, Hürmüz Boğazı'nın kapanması nedeniyle ihracatın azalması sonucu ham petrol üretimini azaltacağını 3 Mart'ta duyurmuştu.

BRENT PETROLDE HIZLI YÜKSELİŞ
Bu olayların etkisiyle Brent petrolünün varil fiyatı 27 Şubat'tan bu yana yüzde 56,6 artarak 114,3 dolara kadar yükseldi. Bu durum, Haziran 2022'den bu yana görülen en yüksek seviyeyi oluşturdu.
Analistler, Brent petrolün bu seviyeleri en son Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başladığı dönemde gördüğünün altını çiziyor.
Brent petrol fiyatı geçtiğimiz haftada yüzde 28 oranında artarak 92,7 dolara ulaştı ve bu, Kovid-19 başlamadan önceki 3 Nisan 2020 haftasından bu yana kaydedilen en hızlı haftalık yükseliş oldu.
New York Ticaret Borsası'nda işlem gören doğalgazın fiyatı ise İngiliz Termal Birimi (MMBtu) cinsinden yüzde 18,3 artarak 3,4 dolara çıktı.
Orta Doğu'daki artan gerilim, global gaz pazarında dalgalanmalara neden oldu. Katar'ın üretimi durdurması, dünya LNG arzının yaklaşık yüzde 20’sini etkiledi.

HÜRMÜZ BOĞAZI GIDA KAYGILARINI ARTIRIYOR
27 Şubat tarihinden itibaren Chicago Ticaret Borsası’nda buğdayın kile başına fiyatı yüzde 8,5 artış göstererek 6,4175 dolara ulaştı. Bu, Haziran 2024'ten bu yana görülen en yüksek seviyedir. Soya fasulyesinin kile başına fiyatı da yüzde 5,4 artışla 12,3 dolara yükselmiş ve Mayıs 2024'ten bu yana en yüksek seviyesi görülmüştür. Bu süre zarfında mısır fiyatları da yüzde 6,1 artarak 4,8 dolara çıktı.
Analistler, soya ve mısırın biyoyakıtın ana hammaddeleri olduğunu belirterek, petrol fiyatlarındaki artışın biyoyakıt talebini artırdığını ve bu durumun da soya fasulyesi ve mısır fiyatlarını yukarı çektiğini ifade etti.
Peki, petrol fiyatlarındaki yükseliş buğday fiyatlarını da yukarı doğru etkiledi. Orta Doğu'daki tahıl ithalatçıları Hürmüz Boğazı'nın kapanmasından ötürü lojistik sorunlarla karşı karşıya kaldı ve bu, tahıl ürünlerinde arz endişelerini ortaya çıkardı.

Bu süreçte alüminyumun fiyatı yüzde 12,7 artarak 1,6 dolara yükselirken, bakırın fiyatı ise yüzde 6,8 düşüşle 5,6 dolara geriledi. Orta Doğu'daki gerilim alüminyum arzını tehdit ederken, Katar ve Bahreyn’deki alüminyum üreticilerinin üretimi durdurması, bölgenin küresel alüminyum üretiminin yaklaşık yüzde 9'unu karşıladığı için bu yıl küresel alüminyum açığının artmasına yol açacağı tahmin ediliyor.
Enerji fiyatlarındaki ani artış, doların değer kazanmasına yol açarken, bu durum bakır fiyatlarını baskı altına aldı. Ayrıca, jeopolitik riskler nedeniyle küresel ekonomik aktivitenin zarar göreceğine dair tahminler de bakır talebinde bir azalmaya neden oldu.

DEĞERLİ METALLERDE DÜŞÜŞE DEVAM
27 Şubat tarihinden itibaren ons bazında altın fiyatları yüzde 3,2 azalışla 5,097 dolara, gümüş fiyatları yüzde 11 düşüşle 83,5 dolara, platin yüzde 10,7 kayıpla 2,113 dolara, paladyum ise yüzde 11,7 azalarak 1,580 dolara geriledi. ABD ve İsrail'in İran'a yapılan saldırıları sonrasında artan petrol fiyatları, enflasyonist baskıları artırarak doların değer kazanmasına neden olurken, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirim beklentilerini ertelemesi, altın ile endüstriyel metal olan gümüş, platin ve paladyumda önemli değer kayıplarına yol açtı.
Ayrıca, Avrupa’daki bazı ülkelerin merkez bankalarının savunma harcamalarını karşılamak amacıyla altın satışına gitmelerinin de altın fiyatlarındaki düşüşte etkili olduğu bildirilmektedir.